Bizlerin anladığı anlamda radyoaktivitenin ilk bulunuşu 1895 yılında olmuştur. Alman fizikçi, Profesör Wilhelm Roentgen vakumdan elektrik boşalmasının etkilerini araştırırken bilmediği bir ışını keşfetmiş ve buna matematikte bilinmeyen anlamında kullanılan X-ışını adını vermiştir. X-ışınlarının keşfinden sonra bir çok bilim adamı bu ilginç ışınların sırrını çözmek için deneylere başlamışlar ve sonunda bunun görülebilen ışığın yapısında, kısa dalga boylu bir radyasyon olduğuna göstermişledir. X ışınlarını araştıran Fransız fizikçisi Henri Becquerel uranyum tuzunun da benzer ışınımlar yaptığını gözlemlemiştir. Bu olaydan esinlenen fizik doktora öğrencisi Maric Sklodowska Curie ile eşi Piere Curie, polonyum ve radyumu keşfetmişlerdir. Daha sonra Curie'ler yeni bir olgu olan radyoaktivite üzerine araştırmalarını yoğunlaştırmışlar ve bu olayın ağır radyoaktif elementlerin doğal bir bozunumu sonucu olduğuna karar vermişlerdir. 1903 yılında Curie'ler ile Becquerel bu çalışmalarından dolayı Nobel ödülünü kazanmışlardır. Bu olayın ardından bir çok bilim adamı yeni buluşlar yapmak ve Nobel ödülünü almak için çalışmalara başlamıştır. Bu bilim adamlarından bazıları, İngiltere'den Rutherford ve Soddy, Almanya'dan Hahn ve Meitner, İtalya'dan Fermi, Danimarka'dan Bohr'dur. 1919 yılında, Rutherford havadaki azotu alfa ışınları ile bombardıman ederek oksijene dönüştürmeyi başarmıştır. 27 Şubat 1932'de ise, James Chadwick alfa parçacıklarıyla berilyumu bombalayarak yüksüz bir parçacık olan nötronu keşfetti. Frederic Joliot ve Irene Cutie çiftinin kararlı bir element olan alüminyumun alfa parçacıkları ile bombardımanı sonucu yapay olarak radyoaktif olabileceğini göstermelerinin ardından, fizikçiler yeni radyoizotoplar bulmak için araştırmalara başladılar. Bu gelişmeler olurken, bir çok fizikçi yanılgıya düşmüş ve deneysel olarak fisyon reaksiyonunun gözlenmesine karşın böyle bir reaksiyonun olabileceğini hayal bile edememişlerdir. Örneğin, Rutherford 1933 yılında yaptığı bir konuşmada atomun parçalanarak enerji elde edileceğini çok basit bir düşünce ve hayal olduğunu söylemekteydi. Bu olaydan sadece altı yıl sonra, 6 Ocak 1939 yılında Berlin'de Otto Hann ve Eritz Strassmann'ın makalesi Naturwissenschaften (Doğal bilimler) dergisinde yayınlanır. Ancak, atomun yapısını anlamamızda büyük katkıları olan Lord Rutherford bu olayı görecek kadar yaşayamamıştır. Daha sonra bu buluşu destekleyen deneyler Amerika'da da yapılmıştır. Uranyum atomu nötron bombardımanı altında yaklaşık yarı ağırlıkta iki atoma bölünebilmektedir ve bir fisyon reaksiyonu sonucu yaklaşık 150 milyon elektron volt enerji açığa çıkmaktadır. Bunun anlamı ise, 1 kg U 235 izotopunun parçalanmasından çıkan enerjinin âncak 3 milyon ton kömür yakılarak elde edilebileceğidir. Bu haberin Nazi Almanya’sı ve Faşist İtalya'da duyularak fisyon reaksiyonu sonucu açığa çıkan enerjinin bomba yapımında kullanılabileceği endişesi, Nazi Almanya'sından kaçan bir çok göçmen bilim adamının bu olayın üzerine düşmesine sebep olmuştur.Eylü1 1939 tarihinde Hitler Almanya'sının Polonya'yı işgali macar göçmen bilim adamlarından Leo Szilard ve Eugene Wigner'in uranyumun öneminin, Başkan Roosevelt'in dikkatine sunulması gereği konusunda girişimde bulunmalarına neden olmuş ve Albert Einstein'ın Başkan Roosevelt'e konunun önemini belirten bir mektup yazmasını sağlamışlardır. Einstein, Roosevelt'e yazdığı mektupta, E. Fermi ve L. Szilard'ın çalışmaları hakkında bilgi vererek uranyumun zincirleme reaksiyonu sonucu açığa çok fazla miktarda enerji ve radyum benzeri elementlerin çıkacağını belirtmiştir. Bu olgunun bomba yapımında kullanılması halinde çok güçlü olacağı vurgulamıştır. Aynı zamanda Almanların da bu konuyla ilgili çalışmaları olduğu hakkında uyarıda. bulunmuştur. Bu olaylardan sonra, Başkan Roosevelt'in girişimleri sonucu uranyum üzerine olan araştırmalara hız verilmiştir. Bu sırada Amerikan Deniz Kuvvetleri de uranyum maddesinin denizaltılarda kullanılabileceğini ve Fisyon reaksiyonunun oksijene gereksinimi olmamasından dolayı, denizaltıların su yüzeyine çıkmadan kıtalararası yolculuk yapabileceğini düşünmekteydiler. 1940'lı yıllarda Deniz Kuvvetleri bu konuda çalışmaları başlatmış ve bunun mümkün olacağı saptanmıştı. Savaş boyunca Deniz Kuvvetleri bu konudaki araştırmaları desteklenmiş. ama tüm kaynaklar öncelikle atom bombasının geliştirilmesi ve yapımı için yönlendirilmiştir. Bu çalışmalar sonucu, California Llniversitesinden E. M. McMillan atom numarası 93 olan ve Uranüs'den sonraki gezegen Neptün'den adını alan , neptünyumu, daha sonrada neptünyumun bozunumu sonucu açığa çıkan 94 atom numaralı element olan ve Neptün gezegeninden sonra gelen Plüton'dan adını alan, plütonyumu bulmuşlardır. Bu elementte U 235 izotopu gibi fisyon reaksiyonu yapabilmektedir. Bu gerçek, atom bombası yapımı konusundaki çalışmaları hızlandırarak, U 235 ve plütonyumun alternatif malzemeler olarak düşünülmesine neden olmuştur. Bu süreç ilerlerken, Alman bilim adamlarından Walter Bothe ve Peter Jensen 1941 yılında grafıt ile ilgili ölçümler yapmışlardır. Fakat, sonuç olarak grafıtin doğal uranyumla kullanılamayacağına karar vermişlerdir. Bu yanılgı Almanların, Amerika'da çalışmalarını sürdüren Fenni ve Szilard'ın aksine, ağır suyu seçmelerine sebep olacaktır. Fransa'da çalışmalarını sürdüren JoliotCurie ekibi de ağır su kullanarak zincirleme fisyon olayının gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdürmekteydiler. Fransa'nın işgali sonucu, bu ekip elemanlarından Halban ve Kowarski İngiltere'ye, oradan da Kanada'ya gidecekler ve ilk ağır su ile zincirleme fisyon olayını 1945'de Kanada'da başaracaklardır. 2 Aralık 1942 yılında, Enrico Fermi ve grubu, Chicago Üniversitesinin spor sahasının altında bulunan squash sahasında 6 ton metal uranyum, 24 ton uranyum oksit ve nötronları yavaşlatmak için kullanılan 385 ton grafıtden oluşan Chicago Pile (Şikago Yığını) adı verilen yapıda, saat 09.45'den itibaren kadmiyum kontrol çubuklarını yavaş yavaş elle dışarı çekerek, saat 15.20'de kritik değere ulaşmışlar ve ilk kontrollü fisyon reaksiyonunu gerçekleştirmişlerdir. Bit kaç yıl süre ile bu tür zincirleme reaksiyonları yapan sistemlere, Chicago Pile'ın grafit bloklarının üst üste yığılması sonucu inşa edilmesi nedeni ile, Pile (yığın) ismi verilmiş ve bu isim daha sonra kimyasal endüstride kullanılan reaktör ile değiştirilmiştir. Atom bombasının yapılabilmesi için, doğal uranyumun izotoplarına ayrıştırılarak U 235 izotopunun oranının % 90'lara çıkartılması gerekmekteydi. Fakat, kimyasal olarak bu işlem yapılamadığından ve difüzyon yönteminin çok yavaş sonuç vermesi nedeniyle reaktörde yakıt içinde bulunan U 238 izotopu nötronla bombardıman edilerek plütonyum elde etmek ve açığa,çıkan plütonyumu kimyasal yollarla ayrıştırmak amaçlanmıştır. Bu nedenle inşa edilen ilk pilot reaktör X-10, 1943 yılında çalışmaya başlamış ve ilk kimyasal ayrıştırma işlemi 1944 yılında gerçekleştirilmiştir. hk atom bombası denemesi ise 16 Temmuz 1945 yılında New Mexico'da başarıya ulaşmıştır. http://erdoganakbiyik.blogspot.com/ https://www.youtube.com/channel/UCDsUnmBfVdEPkcC8FlzPKcg |
Saturday, January 18, 2014
HISTORY OF NUCLEAR TECHNOLOGY - NÜKLEER TEKNOLOJİNİN TARİHÇESİ
INJURY, severe bleeding and nosebleeds FIRST AID - YARALANMA,ŞİDDETLİ KANAMALAR ve BURUN KANAMALARINDA İLK YARDIM
Yırtılmış bir atardamar nedeniyle çok kısa zamanda yüksek miktarda kan kaybedilebilir. Şiddetli kan kaybı kişiyi şoka ve bilinç kaybına götürebilir ve eğer durdurulamazsa ölümcül olabilir. Yetişkin bir insan 1.5 litre kadar kan kaybederse ya da bir çocuk yarım litre kan kaybederse, kan kaybı şiddetli kabul edilir.
Yaralı bir atardamarın duvarlarındaki kaslar yarayı kapatmak için pıhtı oluşumuyla birlikte kasılacaktır. Eğer pıhtılaşma herhangi bir nedenle gerçekleşmezse kanamanın kontrolü çok daha zor olacaktır. En yakın acil sağlık kuruluşunu arayın ve ilkyardıma başlayın.
Küçük yaralanmalarda kanama kısa sürede kendiliğinden durur. Ancak derin bir yarada kan o kadar hızlı akar ki pıhtı oluşumuna fırsat kalmaz. İlk yardımın amacı kanı mümkün olduğunca kısa sürede durdurmaktır.
| Kişiyi sırtüstü yatırın ve mümkünse yaralı kısmı yukarı kaldırın. Bu kan akışını azaltacaktır.Cam veya metal gibi derinde olmayan ve kolay hareket ettirilebilen cisimleri yaranın içinden çıkarın ama derine saplanmış cisimlere dokunmayın. |
| Temiz bir bezle yaranın tam üstüne, kanama durana dek 5-10 dakika basınç uygulayın. Yaranın ağzı açıksa her iki kenarı da birbirine doğru itin. Eğer yaranın içinde herhangi bir şey varsa basıncı cismin çevresine uygulayın, üzerine değil. |
| Sağlam ve temiz bir bandajla yarayı sıkıca sarın. Eğer hazırda bir bandaj yoksa bir parça temiz bez kullanın. Turnike kullanmayın. |
| Eğer kan, bandajın dışına taşarsa bandajı çıkarmayın. Onun yerine üzerine biraz daha bez koyun ve sıkıca bağlayın |
Sık rastlanan acil durumlardan biridir. Kafa travması sonucunda burun veya kulaktan kanama, kafatası kırığı olduğunu gösterir ve kontrolü zordur. Bu tip kanamalarda temiz bir bez ile buruna hafifçe bastırılmalı ve hasta mümkün olduğunca çabuk acil sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.
Diğer nedenlerle oluşan kanamalarda, burun deliklerini sıkarak veya üst dudak ile dişetleri arasına yuvarlak gazlı bez yerleştirerek basınç uygulanır. Hastayı oturtun ve başını öne eğin. Hastanın sakin olmasını sağlayın ki endişelenerek kan basıncının artmasına sebep olmasın. Burnun üzerine buz koyun. Tüm bu uygulamalara rağmen kanama devam ederse hastayı en yakın sağlık kuruluşuna götürün.
http://erdoganakbiyik.blogspot.com/
https://www.youtube.com/channel/UCDsUnmBfVdEPkcC8FlzPKcg
LOSS OF CONSCIOUSNESS FIRST AID - BİLİNÇ KAYBINDA İLK YARDIM
Bilinç kaybı sadece koma durumu için geçerli bir tanımlama değildir; aynı zamanda kişinin uykulu, dikkatinin dağınık ve varlığınıza tepki veremediği durumlar için de söz konusudur. Beyin travması (kaza veya darbe sonucu), kan kaybı, oksijensiz kalma (boğulma), metabolik bir hastalık (diabet) veya ilaç nedeniyle zehirlenmeler sonucu oluşabilir. İlk olarak en yakın acil sağlık kuruluşunu arayın sonra ilkyardıma başlayın.
Not: Eğer omurilik zedelenmesinden şüpheleniyorsanız ve hasta kusmuyorsa yerinden kımıldatmayın. Omurilik zedelenmesi söz konusu değilse omurgayı esnetmeden, hastanın başını ve vücudunu eş zamanlı olarak yana çevirebilirsiniz; ancak baş ve vücudun birbirleriyle olan konumlarını bozmayın. Bir insanın bilinci yerinde değilse normal refleksler ve kasların gevşekliği kaybolur. Bu nedenle olabilecek en büyük tehlike dilin boğazı tıkaması veya ağızdaki yabancı cismin nefes borusunu tıkamasıdır. Nefes borusunu açıp solunumu sağlamış olsanız da asla baygın birisini yalnız ve müdahalesiz bırakmayın.Komaya giren bir insanın nefesi kesilebilir, sonuç olarak da kalbi durur.
İLKYARDIM POZİSYONU
Omurilikteki bir hasardan şüpheleniyorsanız ve hasta kusmuyorsa yerinden kımıldatmayın. Gerekli herşeyi yaptıktan sonra acil tıbbi yardımı beklerken hastayı ilkyardım pozisyonuna getirin. Eller ve ayaklar vücudun rahat ve sabit olmasını sağlayacak şekilde olmalıdır.
| Yanına diz çöküp kolunu başının arkasına atın |
| Karşı taraftaki kolunu göğsünün üstüne koyun ve bacağını dizinden büküp kendi tarafınızdaki bacağın üzerine koyun |
| Dikkatlice başı da vücutla birlikte kendinize doğru bir elinizle döndürün ve diğer elinizle yüzünü koruyun |
| Başını geri itin, çeneyi
öne çıkarın ki rahat nefes alsın ancak çeneyi vücuttan daha alçakta tutun ve
sıcak tutun.. erdoganakbiyik@gmail.com https://www.youtube.com/my_videos?o=U |
FIRST AID DROWNİNG - SUDA BOĞULMADA İLKYARDIM
Hemen hemen tüm boğulma vakalarında hızla suni solunuma başlanması önemlidir. Önce en yakın acil sağlık kuruluşunu arayın. (Mümkünse başkasına aratmanız daha doğru olur.) Hava yolunu açın, kişinin ağzından nefes vermeye başlayın. Oldukça güçlü nefes vermeniz gerekebilir fakat akciğerlere üflediğiniz hava akciğerler içindeki suyu geçecektir. Eğer yalnızsanız ve kişi sığ suda ise suni solunuma hemen su içinde başlayın. Eğer yardım edebilecek kişiler varsa canlandırmaya, kişiyi sudan çıkartarak daha rahat bir yere taşırken başlayın. Hastanın taşınması esnasında suni solunuma ara vermeyin.
Ağızdan ağıza suni solunuma başlayın. Kişi kendi nefes almaya başlamadan veya tıbbi yardım gelmeden suni solunumu kesmeyin.
Kişi kendisi nefes almaya başlamýşsa onu iyileşme pozisyonuna alın ve sıcak tutun.
erdoganakbiyik@gmail.com
https://www.youtube.com/my_videos?o=U
CHOKING with foreign bodies in the first AID - YABANCI CİSİMLE BOĞULMADA iLKYARDIM
Hava yolunun bir yemek parçası veya herhangi bir nesneyle tıkanması acil bir durumdur. Hava yolu kısmen tıkalı olabilir; hasta öksürebiliyorsa ve rengi iyi ise (mavimsi değilse) müdahale edilmemelidir. Bununla beraber hasta zayıf bir şekilde öksürüyor ve soluk almakta zorlanıyorsa acil yardım gereklidir. Hemen en yakın acil sağlık kuruluşunu ayarın.
Hava yolu tamamen tıkanan bir kişi konuşamayacak, öksüremeyecek ve nefes alamayacaktır. Rengi mavi gözükebilir, boğazını kavrayabilir ve kısa süre içerisinde bilincini yitirecektir. Kişinin boğazına parmak sokarak müdahale etmek ve takılan nesneyi çıkarmak tıkanmayı ortadan kaldıracaktır. Bu sebeple hastanın boğazına bakarak görünen bir nesne olup olmadığı kontrol edilmelidir; eğer varsa daha derine kaçırmamaya dikkat ederek çıkarmaya çalışılmalıdır. Eğer nesne yerinden çıkartılamıyorsa Heimlich Manevrası uygulanmalıdır.
| Heimlich Manevrası’na başlamak için hastanın arkasına geçin ve kollarınızı hastanın beline dolayın. Bir yumruğunuzu, baş parmağınızı avucunuzun içine alarak, hastanın midesine gelecek şekilde göbeğin üzerine, kaburgaların ve göğüs kemiğinin altına yerleştirin. Diğer elinizle yumruğunuzu sıkıca kavrayın ve hızla içeri doğru bastırıp çekin. Bu işlem, tıkanıklık giderilinceye kadar tekrarlanmalıdır. |
| Eğer hasta bilincini yitirirse ve tıkanıklık hala devam ediyorsa hastanın sırtüstü yere uzanmasını sağlayın. Tıkanıklığı işaret parmağınızla gidermeye çalışın. Hastanın alt çenesini ve dilini bir elinizle kavrayın. Üst çenesini de kaldırın. Diğer elinizin işaret parmağını, yanağın iç yüzünden ilerleterek dil köküne kadar sokun. Boğazdaki nesneyi daha ileri itmediğinizden emin olarak, parmağınızı kanca gibi kullanarak nesneyi çıkarmaya çalışın. |
| Parmağınızla başarılı olamazsanız ve hasta hala nefes alamıyorsa, ağızdan ağıza suni solunumu deneyin. Burada da başarılı olamazsanız, Heimlich Manevrası’nı tekrar deneyin. Kişiyi arkadan kavrarken bir elinizin bileğini göbeğin üstüne, kaburga ve göğüs kemiklerinin altına yerleştirin. Hastanın başı doğrultusunda 5 kez hızlı ve güçlü bir şekilde bastırıp çekin. Hastanın solunumu sağlanamazsa tekrar suni teneffüs uygulayın. |
Heimlich Manevrası’nı asla sağlıklı kişilerde denemeyin.
Boğulan Bebeğe veya Çocuğa Yardım:
| Oturun ve bebeği yüzü yere
bakacak şekilde dizlerinize yatırın. Bebek, bir elle göğsünden tutularak
yüzükoyun yatırılıken, kürek kemikleri arasına diğer elinizin ayasıyla birkaç
kez, çok sert olmayacak biçimde vurun. http://erdoganakbiyik.blogspot.com/ https://www.youtube.com/channel/UCDsUnmBfVdEPkcC8FlzPKcg |
Subscribe to:
Posts (Atom)
